You are currently browsing the category archive for the 'Siyaset' category.

Tutuklanan Ergün Poyraz’ın kitabını birkaç büyük kitapçı’nın vitrininde gördüm, nedir acaba bu dedim satın aldım kitabı. Okudumda bu kadar şizofren bir yazar olduğuna inanamadım. Sallamışda sallamış nasılsa inanan enayiler var.

Besbelli adam R. Tayip Erdoğanı ve Emine Erdoğanı sevmediği ve provakatif söylemlerini kamoyuna duyurmak için böyle bir kitap yazmış.

Sonra düşündümde bende bir kitap yazsam adınıda o…. çocukları koysam kaç satar? İçinede bütün sevemediğim siyasileri, gazetecileri, yazarları, koysam çok güzel olur demi?

Hemde Ergün P.’nin kitabından fazla satar. Neyse heralde bundan sonra böyle şeyler yazmaz

başkalarının ne çocuğu olduğunu araştırmadan önce kendinin ne çocuğu olduğunu öğrenmeli

Ulu  Darwin! Türk halkının %47si gerici olmuş. Napcaz şimdi, netcez şimdi? Bizde tam şimdi doblue laik bir düzene geçeriz diye bakıyorduk. Ama kafası karışmış karıştırılmış halk gitti hem gerici, hem misyoner, hemde mason olan adamlara oy verdi. Oysaki daha yeni okumuştum “Musa’nın Çocukları” adlı kitabı. Laf aramızda baya sallamış ama iyi söylemiş hepsinin kökünü kurutmak lazım. Bunlara oy verenlerin çoğunluğu gericidir. bir kısmınınsa beyinleri yıkanmıştır. Ne güzel dedi üstadımız Tuncay Özkan; “azınlık çoğunluğu yönetmeli”. Evet kesinlikle böyle olmalı, baksanıza halk cahil, gidiyor başka parti yokmuş gibi AKP’ye oy veriyor.  Çok pis küfredecem seçmene ama RTÜK kapatır diye birşey demiyorum. Bu nasıl demokrasi yahu? Adamlar gidiyor %47 oy alıyor. Ayıp denen birşey var canım. Bizi toplasan çarpsan bölsen o kadar etmez. Derhal harekete geçilmelidir. Ülke elden gidiyor…

İşin şakasıydı bu. Yeni meclis Türk halkına hayırlı olsun…

news_a.jpg

Sayın Bahçeli meydanlarda Recep Tayip Erdoğan’a ip atarken, muhalefette bulunan CHP’ye tek laf etmemesi dikkatimi çekti. Oysaki AKP MHP’ye CHP’den görüş olarak daha yakın bir parti. Yani en azından şu mitingler başlayana kadar öyle düşünüyordum. Ama şimdi görüyorum ki Bahçeli CHP’yi ve malum partinin çobanı Baykal’ı öyle bir koruyor kolluyor ki sanki aynı partiden sanırsınız. Hatta ben artık sanmıyorum, aralarında gizli bir ortaklığın olduğunu düşünüyorum

İktidarı eleştirmesi anlaşılabilir, fakat muhalefeti eleştirmemesi gizli bir ortaklığı meydana çıkarıyor. Artık AKP hariç hiçbir partinin amacı iktidara gelmek değil, AKP’yi tek başına iktidar yapmamak. Yeni yasa tasarısı çıkartıp, 367 milyon kişiden oy alamayan tek başına iktidar olamaz derlerse şaşmayın. Zaten malum kişiler tek başlarına iktidar olamayacaklarını anlayınca üç beş partiyle koalisyon kurmayı düşünüyorlar. Fakat CHP ve yandaşı MHP’nin unuttuğu bir şey var; bu halk koalisyonlardan çektiklerini daha unutmadı.

memecan.jpg

Şu Anayasa Mahkemesinin gerekçesini okudum da, onun için böyle bir başlık atıyorum.

Eskiden biz mahalde top oynardık. E tabi halı saha falan değil, asfaltın üzerinde oynuyoruz, kaleler taştan tabi. Biriside top getirirdi ve takımların oyuncuları seçilirdi. Eğer topun sahibi istediği takımda olmazsa, diğerlerini de oynatmazdı. Mecburen diğer çocuklarda ona uymak zorunda kalırdı.

Eee bunun Anayasa Mahkemesinin açıklamasıyla ne ilgisi var? Şu ilgisi var efendim; Anayasa Mahkemesi’nin CHP’yle olan seviyeli ilişkilerini biliyorsunuz. Daha doğru bunun seviyeli beraberliğin içinde daha birçok kurum var. Bunlara; Sezer, YÖK, ADD, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve birçok kurumun bu seviyeli beraberlikte önemli rollerinin olduğunu söylemek hiçte yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Hatırlarsanız CHP’nin genel çobanı, Baykal “ Abdullatif Şener’in Cumhurbaşkanlığını kabul ederiz” demişti. AKP de Abdullatif Şener yerine bir başka bölücüyü (!) aday gösterince, tabi CHP ve arkadaşları top benim oynatmıyorum dedi ve Bizans oyunlarıyla seçtirmedi cumhurbaşkanını.

Gerekçeyiyse 2 ay düşündükten sonra açıkladı, herhalde işin başında “ nasılsa uyduracak bir şey buluruz, seçtirmeyelim de şu cumhurbaşkanını” dediler. Ret karar geldikten sonra düşünmeye başladılar, çok zeki oldukların (!) 58 gün düşündükten sonra bir şey söyleyebildiler. Tabi gerekçede gözünün üstünde kaşın var gibi gülünç bir gerekçeydi ve beni ve pek çok arkadaşımı ziyadesiyle güldürdü. Neyse artık söz milletin, bundan sonra CHP ve yandaşlarının cezasını millet verecek. Buradan CHP ve yandaşlarına da bir sözüm var; bu devlet sizin değil milletin, millet isterse bu devleti hükümetin yönetimine vermez, sizin isteyip istememenizle olmaz bu işler yani…

Yavuz


Son zamanlarda çok duymaya başladım bu soruyu. Genelde sadece gülümseyerek karşılık verdiğim bir soru bu. Ne yapıyorum da bunu soruyorlar biraz da bunu incelemek lazım belki suç bendedir.

Evet efendim, ne yapıyorum ben? Yaptığım şey fikirlerimi söylemek. Mesela Türkiye’nin Irak’a girmesi için şuan müsait bir zaman değil dedim. Benim ultra laik ahbaplarım hemen cevabı yapıştırdı yobaz mısın? Ülkede ekonomi düzeldi dedim, cevap hazır yobaz mısın? Cumhurbaşkanı’nı halk seçmeli dedim cevap yine aynı. En sonunda nedir bu yobaz (!) dedim, cevap “ülkeye saltanatı getirmeye çalışanlara denir” dediler. Peki benim söylediklerimle ne alakası var dedim, “e sen AKP’yle aynı doğrultuda konuşuyorsun” dendi. Eee dedim ne var bunda? “ Onlar ülkeyi geriye götürmeye çalışıyor, sende onlar gibi konuştuğuna göre sende yobazsın dedi. E yobaz bir hoca bir ilaç öneriyor, doktorda aynı ilacı öneriyor diyelim; doktor yobaz mı? “Değil tabi ki ama o başka” dedi. Bende tartışmayı uzatmamak için cevap vermedim, çevremce eleştiri aldığım, o umursamaz bakışlarımı takındım.

Eveeet olay bu; sizce ben yobaz mı olmuşum? Peki kaç aylık ömrüm kalmış?

Yavuz

YORUMSUZ

tayson_nakavt3.jpg

Meclise geçen seçimlerde %19’la giren CHP, bu seçimlerde de mecliste boks yapmak ve ortada sıçan oynamaktan başka bir şey yapamayacağını anlayınca emekli boksör Mike Tayson’a millet vekilliği için teklif götürdü. Mike Tayson menajeriyle teklifi görüşeceklerini söylerken CHP ise “prensipte anlaştık, iş imzaya kaldı” dedi. CHP’ genel koçu Deniz Baykal Mike Tyson’ı İzmir milletvekili olarak meclise sokacaklarını belirtti. Gazetecilerin “bu transfer meclisteki kavgalarla mı ilgili?” sorusuna “evet kesinlikle onun için transfer ettik, taktik olarak iktidar koltuklarının yakınında oturtacağız” dedi. Tayson’ının her yumruk için 10000 $ kopardığı her 100 gram kulak parçası için 20000 $ alacak. Baykal bu seçimlerden önce transferi yetiştirmeye çalıştıkları, Tayson dışında Zidane’a da sert kafa vuruşları için teklif götürdüklerini ifade etti.

BASINDAN

25614.jpg

Vallaha billahi bu sefer döner-ekmeğe oy vermeyiz kuzu şişe ülkeyi devrederiz.

Çok gülüyorum şu Cem Uzan severlere. Adam geçen seçimlerde döner ekmeğe 2.285.598

Kişinin oyunu alarak 7,25 oy oranı yakaladı. Neyse ki düpedüz ortada olan bir gerçek ortaya çıktı da halk kandırıldığını anladı derken bu seferde İzmir’de on binleri toplamış. Ama GP seçmeni aptal değil geçen seçimlerde döner ekmeğe hortumcunun yolunu açmaya çalışmış olabilirler ama bu sefer kuzu şiş olmadı lahmacun. Öldürsen aşağı inmez. Ülkenin en eli açık hortumcusu (!) dağıtır artık kuzu şiş, eee eşek değil ya olsun o kadarda de mi?

Bu adam büyük insan bak mazotu 1 YTL yapacakmış. Var mı böyle bir şeyi iddia edebilen? Kimse inanmıyor ama ben yapar diyorum. Nasıl mı yapar? Petrolü de Amerika’dan hortumlar (!) Valla yapamaz demeyin, bu adam çağının en iyi hortumcusu, Bush’un donunu bile çalar…

 

baykal.jpg

Evet, son gelişmelerden anlaşıldığı kadarıyla ne yeterli görülmeyen meclis(!) ne de yeterli görülmeyen halk(!) cumhurbaşkanını seçebilecek.

Kimsede çözüm yöntemi sunmuyor, bari ben bir yol söyleyeyim dedim.Ben diyorum ki Cumhuru reis’i Sezer ve CHP seçsin. Ne o niye itiraz ediyorsunuz demokrasi bu değil mi? Ben son günlerde yaşananları demokrasinin temel taşları olduğunu varsayarak konuşuyorum. Yanlış mı konuşuyorum? Hayır gayet doğru konuşuyorum baksanıza Sezer ne demiş. Bu adam cumhurbaşkanı değil mi , o bilmeyecekte ben mi bileceğim demokrasiyi? Hadi bu adam bilmiyor İzmir’de sokaktaki 69 milyon (!) insanda mı bilmiyor? Ayıp denen bir şey var, sen kimsin ki cumhurbaşkanını meclise veya halka seçtiriyorsun? Olacak iş mi?

Şimdi de benim ülkemde gördüğüm demokrasi ne diyor ona bakalım. Tarafsız (!) Babayasa mahkememiz mecliste 367 aranmalı dedi. Nerde bu yazıyor anlaşılmış değil. Neyse bu konuya girmeyeyim uzun bir konu. Gelelim ikinci demokratik (!) karara. Sezer cumhurbaşkanını halkın seçmesine yönelik yasa tasarısını reddetti. Tabi ki reddedecek halk kim ki (!) cumhurbaşkanını seçsin.

Önerim gayet mantıklı değil mi? Evet, evet demokratik bir öneri. Sezer’in çocuğu yoktu bildiğim kadarıyla. Sağda solda kuzen, yeğen, amcaoğlu falanda mı yok? Neyse o zaman CeHaPe seçsin. Demi ama? Onlardan daha layık bir partimi var bu iş için. En azından ağızları kapanmış olur hem de irticacı(!)larında önü kesilmiş olur. Var mı daha iyi çözüm yolu olan?

memecan.jpg

Son günlerde hüç soğumayan havanın sıcak olması gibi gündem pek bir sıcak, meydanlar mahşer (!) günü, insanla dolup taşıyor. Çuvaldız atsan yere düşmez!

Ankara, İstanbul, İzmir, Çanakkale, Ağrı, Van, yan, sağdan soldan, falan filan. Herkes sokağa dökülmüş, irticaya karşı ellerinde kutsal (!) bayraklarla miting yapıyor. Eskiden oraklı çekiçli bayraklarla yaparlarmış en azından şimdi Türk Bayrağıyla yapılıyor bu da gelişme. Mitingleri televizyonda izliyorum, bir kalabalık yani cumhuriyetin bekçileri (!) “kahrolsun irtica yaşasın cumhuriyet” tarzı ateşli sloganlarla çığırıyor pardon bağırıyor. Bende acaba ne oldu diyorum bir günde irticamı geldi? İzlemeye devam ederken darbeci paşalardan Örnek ve Eruygur, PKK şarkıcılarından Edip Akbayram, Çağdaş Yaşamı Köstekleme Derneği Başkanı Sayın Türkan Nine, Danıştay Saldırısı zanlılarından bilmem neyi görüyorum ekranda. Ne alaka var diye düşünüyorum bir tarafta Türk Bayrağı diğer tarafta Laik(!)ler Sonra işin aslı anlaşılıyor ki mecliste cumhurbaşkanlığı seçimlerine karşıymış bu duruş. Halkın seçmediği (!) meclis, gayet illegal (!) bir biçimde cumhurbaşkanı seçmek için salt çoğunluğu arıyor sağlıyor da. Halkın o %34 nokta bilmem kaçını kandırarak (!) oylarını kapan parti önce cumhurbaşkanını seçecek sonrada cumhuriyeti kaldırıp mutlakıyet getirecek (!) Bu kadarda değil devamı da var. Dedik ya cumhurbaşkanı seçiliyor, asker e-muhtıra verdi, dindar kişi seçmeyin, maazallah %80’i Müslüman olan ülkeye dindar cumhurbaşkanı gelirse İran’dan ne farkımız kalır diye. Laiklik elden gidiyorsa asker siyasete karışmalı görüşleri belirdi. Darbeseverler (!) “iyi darbe” diye bir laf çıkardı. Darbenin iyisi de varmışta haberimiz yokmuş! Bunca yıldır saf gibi yaşamışız bak sen şu işe! Asker daha ileri gitmiyor, beklide bu sokaklara dökülen %99’luk (!) kalabalığın dışında kalan %1’lik nüfusa sahip irticacılardan korkuyorlar. Sayın Baykal 4.5 senedir yaptığı gibi “siz nasıl iktidarsınız, yaptığınız hiçbir iş yüz güldürmüyor, Türkiye üzerinden oyunlar oynanıyor, halkın gözünün açık olması lazım, gibi gürültülerde pardon söylemlerde bulunuyor. Aslında haklı. Hani kendi başbakanlık döneminde Türkiye’yi zirveye taşıdı(!) ya, şimdi eleştiride bulunmak onun hakkı. Onun gibi mükemmel (!) bir insanı yok farz etmek imkansız.

Bu saydığım kesimler haklı(!) mücadelelerinde galip çıkıyor ve Anayasa Mahkemesi’nin tarafsız(!) kararıyla molla(!)nın cumhuru-reis olmasını engelliyorlar.

Sonra her kafadan farklı bir ses çıkıyor, biran kendini gıdaklayan tavuk kümesinde zannediyorum.

Sonunda iriticacı hükümet yoğun istek(!) üzerine Temmuz’da seçim yapma kararı alıyor. E dedik ya Sayın Baykal konuşmakda haklı diye, bu seferde “halk seçmesin, yanlış bir karar” diye ötüyor yani konuşuyor. Kendisi zor beğenen ve mükemmeli arayan (!) bir insan olduğu için beğenmemesi normal, en iyisi verelim Baykal’a yetkiyi cumhurbaşkanı’nı o seçsin… Zaten kendi seçene kadarda susacağı yok. Baykal gibi mükemmel(!) insanlar her zaman gelmez…